Yunan Toplumunda Kadın

Eski Yunanlar kız çocukların eğitimini evde annelerinin yanında yapmalarını uygun görmüşlerdir. Eski Yunan dünyasında Sappho (Safo)33 gibi kadın şairler de yetişmiştir. Kadınların okur-yazar olmaları alışılmış bir durum olmakla birlikte, Safo gibi istisnalar dışında, kadınların genelde eğitim düzeyleri yeterli değildir. Kadınların örgü örme ve kumaş dokuma gibi becerileri kazanmalarına önem verilirdi. M.Ö. 451 yılında çıkarılan Epigami yasasına göre Atinada evlilik sadece Atinalı vatandaşlar arasında geçerliydi. Atina vatandaşı  kadın ve erkekler arasında, evlilik öncesi Engyesis adı verilen bir akit yapılırdı. şahitler önünde gerçekleştirilen bu işlem, gelin, damat ve gelinin vasisi olan Kyriosun hazır bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilirdi. Kadın evleneceği erkeğin seçiminde söz sahibi değildi. Aile servetinin aile dışına gitmesini engellemek için kuzenler arasında yakın ve akraba evlilikleri yaygındı. Kocanın, evlilik devam ederken karısına kötü davranması halinde, kadının lehine olarak Kyrios, bazı hakları elinde bulundururdu. Üst tabakadan kadınların hayatları daha fazla ev içinde geçmekteydi. Yoksul ailelerdeki evli kadınlar ise geçimlerini sağlamak için tarlada işçi, pazarda satıcı ya da yardımcı olarak evlerde çalışırlardı. Kadınlar da erkekler gibi dinî kutlama, tiyatro, doğum, düğün ve ölüm merasimlerine katılırlardı. Erkekler, köle ve metresleriyle yaşayabilirken, evli kadınların erkekleri aldatması boşanmayla sonuçlanır ve kadın toplumdan dışlanırdı. Evliliğin sona ermesi için erkeklerin boşandıklarını ilan etmeleri yeterli iken, kadınların boşanabilmesi için ailelerinden yaşlı bir erkeğin vasiliğine ihtiyaç duyulmaktaydı. Sparta'da ise kadınların Atinalı kadınlara göre daha serbest bir hayat sürdükleri anlaşılmaktadır.


Eski Yunanlılarda kadının saygı değer bir yanı yoktur. Eşyadan farksız olan bir kadın, tıpkı diğer mallar gibi miras kalır veya birine bağışlanabilirdi. Kocası isterse sağlığında veya ölümüne bağlı olarak karısını bir başkasına devredebilirdi. Kadın, her türlü siyasî haktan mahrumdu. Yakın akraba ile evlenmeler çoktur. Helenistik devirde birbirlerinin karılarını satın alma olayı vardı. Çocuklar ana-babaya değil, devlete ait olduğundan çocuğun babasının kim olduğu önem taşımamaktadır. Bu yüzden Şehrin yarısı gayrimeşru durumdaydı. Eflatun, kadınların erkekler arasında ortak olması gerektiğini, kız kardeşlerle erkek kardeşlerin birleşmesine izin verileceğini hatta çocuk doğurma yaşının ise kadınlarda 20-40, erkeklerde ise 55 yaş olarak belirlenmiştir. Bu sınırlardan önce veya sonra çocuk yapanların cezalandırılacağını belirtmiştir. Aristo´ya göre ise kadın, erkeği için bir köledir. Bir işçi veya bir barbar Grek için neyse kadın da odur. Erkek üstündür, yönetendir. Demosten ise Atina´lı erkeklerin evlerinde sadık bekçiler bulundurmak için evlendiklerini belirtmektedir. Gündelik hizmetleri ve zevkleri için odalıklar kullandıklarını da ilave eder. Yunan mitolojisinden vereceğimiz örnek ise, tanrıça Athena, büyük tanrı Zeus´un hem karısı, hem de kız kardeşidir. 


KAYNAK: Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜNDÜZ. TARİHÎ SÜREÇ İÇERİSİNDE TÜRK TOPLUMUNDA VE DEVLETLERİNDE KADININ YERĠ VE ÖNEMİ. Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ABD.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder