Çinlilerde kadın, insan sayılmaz, ona isim bile verilmezdi. Çoğu zaman kız çocuklarına isim verilmez,"bir, iki, üç" diye çağırılırdı. Hayatı boyunca bir erkeğin nüfuz ve otoritesi altında bulunmak zorundaydı. Erkek evleneceği kadını, kıymetli hediyeler vermek suretiyle satın alırdı. Ailede kadın söz sahibi değildi, boĢanma hakkı erkeğe aitti23. Eski Çinlilerde kadın kocasının kölesi sayılır, kocası ve çocuklarıyla birlikte yemeğe oturamazdı. Ayakta durur, onlara hizmet ederdi.
Kadın, kocasınutlak itaate mecbur tutulmuĢtu. Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi normaldi. Kan bağlılığının nikâha mani olmaması sebebiyle, Sasani devletinde bir Ġranlı, kendi kızıyla veya kız kardeĢiyle evlenebilir ve hatta bu teĢvik edilirdi. (Akamenid kralı Dariuslun kız kardeĢi PuroĢat´la evlenmesi, 2.ArtakhĢatra´nın kızı Atossa ile evlenmesi, Atossa´nın babası öldükten sonra kardeĢi Ohas´la evlenmesi örneklerinde görüldüğü gibi). Fars edebi metinlerinde, kadına ahlakî olarak iyi bir Ģekilde yaklaĢılmadığını, kadınların da ahlakî bir çöküntü içinde olduklarını görülmektedir. Firdevsi‟nin eseri olan ġehname´nin kadın kahramanlarından biri olan Sübade, üvey oğlu SiyavuĢ´a çirkin tekliflerde bulunur ve onunla beraber olabilmek için adeta yalvarır. Yine evli bir kadın olan Tehmine´nin Rüstem´e, kendisini gayrimeĢru olarak teslim edebilmek için yaptığı yalvarıĢlar bu ahlakî çöküntüyü göstermektedir.KAYNAK: Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜNDÜZ. TARİHÎ SÜREÇ İÇERİSİNDE TÜRK TOPLUMUNDA VE DEVLETLERİNDE KADININ YERĠ VE ÖNEMİ. Ahi Evran Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenliği ABD. s. 133.134
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder